Bazı albümler ilk dinleyişte kendini sevdirir. Bazıları ise yıllarca kapısını araladığınız halde sizi içeri almaz. King Crimson’ın 1970 tarihli Lizard albümü tam olarak ikinci gruba giriyor. Onu anlamaya çalışmak, klasik bir rock albümünü dinlemekten çok; karmaşık bir romanı tekrar tekrar okumaya benziyor. Her dönüşte daha önce fark etmediğiniz bir ayrıntı yakalıyorsunuz.

İlginç olan ise bugün birçok progressive rock tutkunu tarafından başyapıt olarak görülen bu albümün, yayımlandığı dönemde hem eleştirmenleri hem de grubun kendi üyelerini ikiye bölmüş olmasıdır.


Bir Grubun Dağılma Sürecinden Doğan Albüm

1969’da çıkan In the Court of the Crimson King müzik tarihini değiştirmişti. Ancak o büyük başarı grubun uzun ömürlü olmasını sağlayamadı. İç anlaşmazlıklar, yorucu turneler ve farklı müzikal vizyonlar nedeniyle kadro hızla dağıldı.

Lizard kaydedilirken King Crimson aslında tam anlamıyla bir grup bile değildi.

Robert Fripp neredeyse tek başına yönettiği bu projede farklı müzisyenlerle çalışıyor, caz müzisyenlerini stüdyoya davet ediyor ve parçaları adeta bir besteci gibi şekillendiriyordu. Belki de bu yüzden albüm, King Crimson diskografisinin en “grup albümü” değil, en “Robert Fripp albümü” olarak görülüyor.


İlk Dinleyişte Zorlayıcı Olmasının Sebebi

Lizard kolay bir albüm değil.

Burada belirgin gitar riffleri, ezberlenebilir nakaratlar veya dinleyiciyi hemen yakalayan melodiler aramak büyük hayal kırıklığı yaratabilir.

Albüm daha çok şu unsurlar üzerine kurulmuş:

  • Oda müziğini andıran düzenlemeler
  • Caz armonileri
  • Klasik müzik etkileri
  • Beklenmedik ritim değişimleri
  • Sürekli değişen atmosferler

Bazen aynı parçanın içinde beş farklı grup çalıyormuş hissine kapılabilirsiniz.

Fakat birkaç dinleme sonrasında bu karmaşa yerini inanılmaz bir bütünlüğe bırakıyor.


Caz ile Progressive Rock’ın Kusursuz Dansı

King Crimson her zaman cazdan beslendi ancak hiçbir albümünde bunu Lizard kadar ileri taşımadı.

Saksafonlar, korno düzenlemeleri, piyanolar ve nefesliler yalnızca süsleme amacıyla kullanılmıyor.

Onlar müziğin temel taşı.

Özellikle Mel Collins’in nefesli düzenlemeleri albümün karakterini belirliyor.

Bugün birçok progresif grup caz etkisinden söz ediyor ancak çok azı bunu Lizard kadar doğal başarabiliyor.


Gordon Haskell: Yanlış Zamanda Doğru Ses

Vokalist Gordon Haskell uzun yıllar boyunca bu albümün en tartışmalı isimlerinden biri oldu.

İlk dinleyişte sesi fazla sakin hatta bazen duygusuz gelebiliyor.

Fakat albümün dünyasına girdikçe onun dramatik olmayan anlatımı müziğin teatral yapısıyla ilginç bir denge kuruyor.

Belki Greg Lake kadar güçlü değil.

Belki John Wetton kadar karizmatik değil.

Ama Lizard için doğru kişi olduğu hissi zamanla oluşuyor.


Jon Anderson Sürprizi

Albümün en ilginç anlarından biri ise Yes solisti Jon Anderson’ın konuk olduğu Prince Rupert Awakes bölümüdür.

Anderson’ın berrak sesi King Crimson’ın karanlık atmosferine beklenmedik bir ışık katıyor.

Bu yalnızca birkaç dakikalık bir katkı olsa da albüm tarihinin en unutulmaz konuk performanslarından biri olarak kabul ediliyor.


Albümün Kalbi: “Lizard”

23 dakikalık kapanış eseri yalnızca King Crimson kariyerinin değil, progressive rock tarihinin de en cesur bestelerinden biri.

Parça tek bir şarkı gibi değil.

Bir senfoni gibi ilerliyor.

Her bölüm farklı bir hikâye anlatıyor.

Savaş sahneleri…

Sessiz pastoral geçişler…

Caz doğaçlamaları…

Klasik müzik etkileri…

Nefesliler…

Fripp’in minimalist gitar dokunuşları…

Bütün bunlar tek bir kompozisyon içinde birleşiyor.

İlk dinleyişte fazla dağınık gelebilir.

Fakat zamanla her bölümün neden orada olduğunu anlamaya başlıyorsunuz.

İşte Lizard tam bu noktada bağımlılık yapan bir albüme dönüşüyor.


Robert Fripp’in En Cesur Hamlesi

Robert Fripp yıllar sonra Lizard hakkında karmaşık duygular taşıdığını söylemişti.

Bir dönem albümü çok sevmediğini bile dile getirdi.

Ancak yıllar geçtikçe hem dinleyiciler hem de Fripp bu albüme farklı gözle bakmaya başladı.

Bugün birçok hayran için Lizard, Fripp’in en özgür olduğu dönemlerden birini temsil ediyor.

Hiçbir ticari kaygı yok.

Hiçbir hit şarkı yaratma çabası yok.

Sadece müzikal keşif arzusu var.


Neden Yıllar Geçtikçe Daha Çok Seviliyor?

Progressive rock dinleyicisinin kulağı zamanla değişiyor.

İlk başta teknik gösteriş etkileyici geliyor.

Sonra iyi besteler öne çıkıyor.

En sonunda ise atmosfer kazanmaya başlıyor.

Lizard tam da bu son aşamanın albümü.

Onu sevmek için biraz sabır gerekiyor.

Fakat sabreden dinleyici karşılığını fazlasıyla alıyor.

Her dinleyiş yeni bir ayrıntı sunuyor.

Yeni bir melodi…

Yeni bir armoni…

Yeni bir geçiş…

Bu yüzden albüm yaşlandıkça değer kazanan ender eserlerden biri.


Ses Kalitesi

1970 yılı düşünüldüğünde kayıt kalitesi oldukça etkileyici.

Steven Wilson’ın hazırladığı modern remix ise albümü adeta yeniden doğurdu.

Özellikle nefesli çalgılar daha belirgin, bas gitar daha kontrollü, davullar ise çok daha doğal duyuluyor.

Wilson remiksi, albümün karmaşık yapısını sadeleştirmeden daha okunabilir hâle getiriyor. Bu nedenle birçok dinleyici için albümü keşfetmenin en iyi yolu bu versiyon.


Sonuç

Lizard mükemmel bir albüm mü?

Hayır.

Hatta yer yer gereğinden fazla karmaşık, zaman zaman da bilinçli olarak dinleyiciyi zorlayan bir yapıya sahip.

Ama belki de onu özel yapan tam olarak bu.

Bu albüm, dinleyiciden emek isteyen eserlerden biri. Arka planda çalacak bir müzik değil; dikkat, sabır ve merak talep ediyor. Karşılığında ise her dinleyişte yeni katmanlar açan, yıllar geçtikçe derinleşen bir deneyim sunuyor.

King Crimson’ın en erişilebilir albümü olmayabilir. Ancak en cesuru, en deneyseli ve belki de en gizemlisi olduğu rahatlıkla söylenebilir. Progressive rock’ın sınırlarını genişletmek denince akla gelen ilk eserlerden biri olmasının nedeni de tam olarak bu.

Puan: 9.5/10

Lizard, ilk dinleyişte değil, zamanla büyüyen albümlerden biri. Eğer ona sabır gösterirseniz, bir noktadan sonra yalnızca dinlediğiniz değil, içine girdiğiniz bir müzik dünyasına dönüşür.

Bir yanıt yazın

Murat Yılmaz

Bu site, rock müzik kültüründe 35 yılı aşkın köklü bir deneyime sahip, tecrübeli bir müzik tutkunu olan Murat Yılmaz tarafından kurulmuştur. Murat'ın plak koleksiyonculuğuna, rock tarihini incelemeye ve hem ana akım hem de underground hareketleri keşfetmeye olan ömür boyu bağlılığı, sitenin temelini oluşturmaktadır. Vizyonu, yüzeysel bilgilerin ötesine geçen, zengin detaylı profiller, nadir bilgiler ve rock müziğinin tüm yelpazesini onurlandıran özenle seçilmiş özellikler sunan bir kaynak sağlamaktır.